Arapçada Mülk Ne Demektir? İşte Gündelik Hayatta Karşınıza Çıkabilecek En Komik Durumlar
Bazen hayat, üzerinde düşünmediğimiz kelimelerle dolu bir labirent gibi olur. Örneğin, “mülk” kelimesini duyduğumda aklıma ilk gelen şey, bizim bildiğimiz anlamdaki “mülk” değil de, sanki Arapça bir sofra ismiymiş gibi geliyor. “Mülk mülk, alır mısın?” diye sorsam, koca bir pilav tabakası veya kebap tabağı beklerdim. Ancak gerçek şu ki, Arapçada mülk, aslında tamamen farklı bir anlam taşıyor!
Bu yazıda, hem “mülk”ün ne demek olduğuna bakacak hem de gündelik yaşamda bu kelimenin nasıl karışıklıklara neden olabileceğine dair birkaç komik hikaye paylaşacağım. Hazırsanız başlayalım, çünkü Arapçada mülk ne demektir? sorusu, sadece bir kelimenin ötesine geçiyor, hayatın ta içine dokunuyor!
Mülk: “Benim Mülküm” Dediğinde Ne Kastediyoruz?
Arapçada “mülk” kelimesi, genellikle sahiplik, egemenlik, malikiyet anlamlarına gelir. Yani “mülk” dediğimizde, bir şeyin sahibi olmak, bir şeye egemen olmak, o şeye hükmetmek anlamını taşıyor. Hani bazen insanlar “Burası benim mülküm!” der ya, işte tam olarak o. Bunu Arapçada söylediğinizde karşınızdaki kişi, “Sen mi dedin? Gerçekten mi?” diye sormaz, çünkü orada çok net bir egemenlik anlayışı var.
Ama diyelim ki, bir gün İzmir’de, arkadaş grubuyla kahve içiyorsunuz ve biri şaka yaparak “Bu masa benim mülküm!” diyor. Sen de tabii ki “Aman be, buraya yerleşemeyen kimseyi yerim!” diyorsun. Ama bir anda “Oha, bu kadar egemenlik delisi olabilir mi bir insan?” diye içinden geçiriyorsun. Çünkü “mülk” kelimesi, aslında “burada benim hüküm sürmemi istiyorum” gibi bir anlam taşıyor. Yani, biraz daha fazla düşünürsen, “mülk” dediğinde aslında “Benim bu masada mutlak yetkim var!” diyor oluyorsun. Bir garip değil mi?
Mülk ve Bizim Günlük Hayatımız: Ya “Mülk” Gerçekten Gelirse?
Geldik bir başka noktaya… Diyelim ki bir gün, bir akşam yemeğinde arkadaşlarınla toplanıyorsun ve bu arkadaşlardan biri, “Bu masa benim mülküm!” dedi. Bunu tam olarak Arapça anlamıyla söylediğini bildiğin için, aniden çok ciddi bir kriz ortamı doğuyor. Herkes birden sessizleşiyor, gözler birbirine dönüyor ve iç sesin “Bu masa benim olmalı, ben de mülkümü ilan etmeliyim!” diye kafanda çalkalanmaya başlıyor.
İçimdeki “Aman Allahım!” çığlıkları arasında, bir yandan da kendi kendime “Aha! Bu kişi şimdi benden daha mı değerli?” diye sorgulamaya başlıyorum. Ama neyse ki bir arkadaşım, “Hadi be, masalar falan devredilemez” diyerek durumu yatıştırıyor. Gülüyoruz ama ben bu olayın derinliklerine inmeye başlıyorum. Gerçekten, “mülk” dediğinde egemenlik, dominasyon, kontrol gibi kavramları niye bu kadar ciddi alıyoruz?
Yani, şöyle bir şey de olabilir: Ya aslında o arkadaşlar da Arapça “mülk”ün anlamını tam bilmiyor olsaydı ve biz sırf komik diye “Bu masa benim mülküm!” diyorduk. O zaman, bu kadar komik olmayabilirdi, değil mi?
Arapça Mülk ile Gündelik Hayatta Hızlıca Egemenlik Kurma Çabası
Arapçada mülk dediğinde, arka planda sahiplik ve egemenlik teması var, ama bunun günlük hayatta da bazen tuhaf şekillerde karşımıza çıkması mümkün. İzmir sokaklarında yürürken, “Mülk benim!” diyen birini görürseniz, “Eee, biraz sakin!” diyorsunuz, ama Arapça anlamı bilinse, “Sana şu kadar mülkü ben verdim, çünkü ben de sana sahip olmam!” diye düşünüyor olabilirdik. Hayal edin, bir gün biri gelip, “Burası benim mülküm, bu sokakta egemenim!” diyorsa, “Acaba bir yerlerden ‘sultan’lık ya da ‘krallık’ mı geldi?” diye sormadan edemiyorsunuz.
Yani mülk, bir bakıma kontrolü ve gücü elinde tutma durumu, ama bu kontrol bazen o kadar ilginç noktalara varabiliyor ki, kendini bir an “Sahip olma hastalığı”na yakalanmış gibi hissediyorsun. Sonuçta, kimse kimsenin mülkünü elinden almak istemez ama bir oturumu “Benim mülküm!” diye başlatmak bayağı garip bir şey olabilir.
Sonuç: Mülk, Sahip Olma ve Güç
Sonuç olarak, Arapçada mülk ne demektir sorusunun cevabı biraz kafa karıştırıcı olabilir. Bizim dilimizde, “mülk” kelimesi çoğunlukla gerçek bir şeyin sahibi olmak anlamına gelirken, Arapçada bu biraz daha derin bir anlam taşır. Bir bakıma, mülk sadece fiziksel bir sahiplik değil, aynı zamanda bir güç ve egemenlik işareti olarak karşımıza çıkar. İzmir’de bu tür esprili diyalogların gündelik hayatımıza girmesiyle birlikte, “Bu masa benim mülküm” dediğinde bile, “Acaba bu kişi gerçekten ‘egemen’ mi?” diye sormadan edemiyorum.
Bazen dilin anlamlarını o kadar derin düşünmek, insanı esprili bir hale getirebiliyor. Herkes “mülk” demeyi çok eğlenceli bulabilir ama bir yandan da bu kelimenin taşıdığı derin anlamlara dalmak da bir o kadar büyüleyici. Şu an, belki de hayatımızdaki küçük sahiplik kavramlarını ve bizlere ait olan her şeyi bir kez daha sorguluyoruz. Ama sonuçta, “Mülk benim!” demek ne kadar komik olsa da, her şeye sahip olmak, ruhumuzu ne kadar besler ki?
Hadi, bakalım… Belki bir dahaki sefere “Bu sokak benim mülküm!” diyen biriyle karşılaşırsam, o an gerçekten ne hissetmem gerektiğini daha iyi anlayabilirim.