İçeriğe geç

18 yaşında sakal çıkmaması normal mi ?

18 Yaşında Sakal Çıkmaması Normal mi? Bir Gençlik Hikâyesi

Kayseri’nin soğuk, rüzgarlı akşamlarından birinde, balkonda otururken ellerim cebimde, gözlerim dışarıda, aklımda bir tek şey vardı: Sakalım neden çıkmıyordu? Evet, 18 yaşındaydım. Herkesin konuştuğu, “senin de sakalın çıkacak” dediği yaş… Ama bir türlü o beklenen tüyler çıkmıyordu. Bunu ilk fark ettiğimde 15 yaşımdaydım. Okulda, yaşıtlarımın çoğunun ağzına kadar dolmuş sakallarını görmek beni zorlamıştı. İçimde bir şeyler hep eksikti gibi hissediyordum. O yaşlarda kendini tanımak zaten zorken, bir de kimlik oluşturmanın bir parçası olan sakalsızlık bana çok garip geliyordu.

Sakal Çıkmayınca Ne Oluyor?

O yaşlarda, sakal sadece bir “erkeklik” göstergesi gibi görünüyordu. Herkesin sakalı vardı. Evet, belki abartıyordum ama okulda ya da sokakta, sakalını biraz daha uzatıp tıraş olmayı erteleyen o gençlere bakınca, bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyordum. Çevremdeki her genç, sakallarıyla gururlanıyor, “bugün bir tıraş olsam mı” diyorlardı. Benim ise sadece birkaç tüy vardı ve onları bile gözle görmek zordu. Sakal çıkmaması, bir tür eksiklik gibi gelmeye başlamıştı bana. Kimse fark etmese de, ben her gün aynaya bakarken, o tüyleri görmemek büyük bir hayal kırıklığıydı. Kimse bana “senin sakalın yok” demese de, o eksiklik içimde hep vardı.

Bir akşam, Kayseri’nin karanlık sokaklarında, bir kafede arkadaşlarımla oturuyordum. Her biri hakkında bir konu açıldı; kimisi yeni telefon almış, kimisi tatile gitmişti. Birden fark ettim: Sakalımı hala uzatmayı hayal ediyordum. O an bir arkadaşımın “Sen de sakal bırakmalısın, yakışır!” demesiyle içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. O an, bir şeyleri değiştirebileceğimi düşündüm. Oysa hâlâ hiçbir şey değişmemişti. Sakalımı beklerken, hayalini kurarak büyütüyordum. Ama ne kadar beklesem de, bir türlü çıkmıyordu.

Bir Akşam Yine Aynada

18 yaşımda, sabah kahvaltısından sonra yine o eski alışkanlıkla aynanın karşısına geçtim. Sabırlı bir şekilde, olabileceğini düşündüm. Belki de dün geceki uykusuzluk beni etkilemişti; kim bilir… Ama bugün her şey değişecekti. Her gün, sabahları aynada kendi yüzümü okşarken, o sakalların büyümesini hayal ettim. Fakat yine olmadı. Gözlerimdeki hayal kırıklığını fark ettim. O an ne hissettiğimi anlatmak gerçekten zor. İçimde bir kayıp vardı, bir eksiklik. Yaşıtlarım birer yetişkin gibi görünürken, ben hala çocuktum. Sakalsız olmak, bana sanki büyümemişim gibi hissettiriyordu.

Bir zaman sonra, bu durumu kafamda fazlasıyla büyütmeye başladım. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da bir boşluk hissettim. Sakalsız olmak, aslında kimliksizlikti, büyümemekti gibi düşünceler zihnimde yankı yapıyordu. Gerçekten büyüdüm mü? Ya da bana bu şekilde “erkek” gibi hissettiren şeyin ne olduğunu hiç düşündüm mü? Sakal, yalnızca bir ayrım noktasıydı, kimse buna dair bir şey söylemese de, içinde bulunduğum o yaşta, tüylerim yoktu ve ben bu eksiklikle kendi kimliğimi sorguluyordum.

Bir Gündüz Sonrası

Bir gün, annemle birlikte pazar alışverişi yapıyorduk. Aniden annem, bana baktı ve dedi ki: “Büyüdüğünü görebiliyorum, sakalların da zamanla çıkar, sabret.” O an çok basit bir şey söylemiş gibi hissettim ama tam anlamıyla içimi rahatlatan bir cümleydi. O zaman anladım, belki de sabırlı olmam gereken tek şey, zaman. Sakalın çıkmaması, hemen kaygı duyulacak bir şey değilmiş. Zamanla, bedensel değişimlerin her bireyde farklı seyrettiğini öğrendim. Sonunda, 18 yaşımda olsam da, belki de sakallarım başka bir tarihte çıkacaktı. Benim için önemli olan, o anki değişimi kabul etmekti. İçimden bir ses “Bunu aşmalısın, sakalın yok diye hayal kırıklığına uğramamalısın” diyordu. Ama o yaşlarda, her şeyin çabuk olmasını bekliyorsunuz. Yavaş bir değişim, sabır gerektiren bir süreç, çocukken zor kabul edilen bir şeydi.

Hayal Kırıklığı, Ama Sonra Umut

Artık bir noktada, yalnızca sakalı beklemekle geçirdiğim yılları düşününce, içimden bir gülümseme bile yayıldı. Sakalsız bir genç olmanın, benim kimliğimi tanımama engel olamayacağını fark ettim. O zamanlar 18 yaşındaki ben, çok fazla kaygı duyuyordu. Oysa gerçek şu ki, sakalsız olmak, kim olduğumu sorgulamamı engellemedi. Her insanın bir “büyüme” süreci vardır ve o süreçte ne olacağı, ne zaman olacağı, hiç kimse tarafından tahmin edilemezdi. O yüzden, belki sakalsızlık, benim için bir ders oldu. Sabırlı olmalıydım ve her şeyin zamanla güzelleşeceğini bilmeliydim. Zamanla büyüdüm, olgunlaştım ve belki de sakalsız büyümek, bana bir şekilde başka bir yönümü keşfetme fırsatı sundu.

Sakalın Dışında Büyümek

Sakal, elbette fiziksel bir değişimin simgesiydi. Ama ben artık şunu anlamıştım: Büyümek, her şeyin yalnızca fiziksel değişimlerle sınırlı kalmadığı bir yolculuktu. Bir insan, sadece sakal ya da boyla değil, duygusal gelişimiyle, olgunlaşmasıyla büyür. Kendimi kabul etmeyi öğrenmek, hayal kırıklıklarından sonra yeniden umut bulmak, aslında büyümenin en büyük göstergesiydi. Yaşadığım bu süreç, bana sabır ve kabul öğretmişti. 18 yaşında sakalım çıkmasa da, olgunlaşmamda büyük bir engel değildi. Sonuçta, her şeyin tam zamanı vardı.

Sonuç Olarak

18 yaşında sakal çıkmaması normal mi? Evet, kesinlikle normaldi. Kendi iç yolculuğumda öğrendim ki, bir insanın gelişimi sadece fiziksel olmamalı. İçsel olgunluk, zamanla gelen bir şeydir. Benim için sakal, belki de en sonunda çıkacak olan ama önemli olmayan bir detaydı. Önemli olan, içimdeki olgunluk ve sabırdı. Bir sabah, belki de sakallarımın arasında, gerçek kimliğimi daha iyi tanıyacağım. O zamana kadar, kimseyi veya kendimi zorlamadan, hayatımı bu şekilde yaşamayı öğrenmeliyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet yeni girişpartytimewishes.netbetexper güncel giriş