İçeriğe geç

Biyoloji defteri kareli mi olur çizgili mi ?

Biyoloji Defteri Kareli Mi Olur, Çizgili Mi?

Kayseri’nin o sıcak yaz akşamlarından biriydi. Saat henüz akşam altıyı geçmişti, ama güneş hala sert bir şekilde gökyüzünde asılı duruyordu. Evimizin küçük bahçesinde oturmuş, dışarıdaki gürültüden biraz uzaklaşmaya çalışıyordum. O an, aklımda bir soru vardı: Biyoloji defteri kareli mi olur, çizgili mi? Hangi defteri seçmeliyim, hangisi bana daha uygun olurdu? Sanki bu soru, o kadar basit olmasının yanı sıra bir anda hayatımın en karmaşık meselesine dönüşmüştü.

Hikayem işte burada başlıyor. Hayatta bazen en küçük sorular, en büyük soruları getirir. Ya da bazen, sadece kaybolmak istersiniz.

Bir Gün Duygularımı Taşıyan Defter

İlk kez biyoloji defteri almak üzere dışarı çıktım. Annemle birlikte gittik, o mağazanın önünden geçerken kalbimde hafif bir heyecan vardı. Üzerimde üniformam, yüzümde klasik bir Kayseri gençliği tavrı vardı: Hafif kayıtsız, ama bir yandan da derin bir içsel arayış içinde. O kadar çok düşünüyordum ki, aklımda kayboluyordum. Mağazanın içinde defterler arasında gezinirken annemin “Bunu al” dediği defterin üzerinde “Çizgili” yazıyordu. Ama ben, içimde bir şeyin eksik olduğunu hissediyordum.

Çizgili defter, hep daha düz, daha öngörülebilir geliyordu. Her şeyin çizgilere oturduğu, her şeyin bir düzen içinde olduğu bir dünya. Ama ben, o dünyayı biraz farklı görmek istiyordum. Düzenin yanında dağınıklık olmalıydı. O an, o çizgilere daha fazla bağlı kalmak, hayata o kadar da sabırlı yaklaşmak istemiyordum. İçimde bir yerlerde, daha özgür olmak, daha fazla eğri, daha fazla farklılık görmek istiyordum. O yüzden kareli defterlere doğru yöneldim.

Hayatımda Bir Şeyler Değişiyor

O defteri alırken sadece biyolojiye dair bir şey düşünmüyordum, aslında hayatımda bir şeyler değişiyordu. Her zaman her şeyin mükemmel olması gerektiğini düşünmüşüm, ama o gün, o an, bir şeyin bana başka bir kapıyı açtığını fark ettim. Benim gibi birinin “kareli defter” seçmesi, aslında hayatta bir şeylere biraz daha farklı açılmalarını istemekti. O kareli defter, düzenin sınırları içinde kaybolanlardan olmak istemediğimi bana hatırlatıyordu.

Biyoloji dersinde, o defteri açtığımda o kadar çok kelime var ki anlatmaya çalıştığım. Her şeyin ne kadar basit, ne kadar işlevsel olabileceğini, ne kadar mantıklı olduğunu fark ediyorum. Biyoloji gibi bir dersin içindeki karmaşayı anlamak için, bazen karışık bir defterin içinde gezinmek gerekebiliyor. Ve bu defter bana karışıklığın güzelliğini hatırlatıyordu. Kareli defterde çizgilerin, karelerin içinde kaybolmak, her şeyi sırasıyla yapmaya çalışmak biraz tuhaf, ama o kadar da doğal bir şeydi.

Biyoloji konuları aslında yaşamın en derin soruları gibi… Vücut, hücreler, organlar, her şey birbirine bağlı ve birbiriyle uyumlu. Ama her şeyin sırasına, sistemine sıkışmaya çalışırken, bazı şeyler yavaşça kayboluyor. O yüzden bazen o doğru çizgilere sahip olmak istemiyorsunuz, bazen gerçek karmaşayı, düzensizliği kabul etmek gerekiyor.

Yaşamın Karmaşası, Defterin Karmaşasında

O gün, biyoloji defterim kareli mi olur, çizgili mi diye düşündüğümde, aslında hayatımda bir şeylerin değişmeye başladığını hissediyordum. Defterin sayfasını her çevirdiğimde, her biyolojik teoriyle beraber kendi teorimi de oluşturuyordum. Ne kadar çok bilgi varsa, o kadar çok kaybolmuşluk vardı. Ama kaybolduğumda da, yeniden bulma hissi öyle güzel bir duyguydu ki.

Biyoloji dersindeki her yeni konu, benim içsel keşiflerim gibi oldu. İyi bir bilim insanı gibi düşünmek istedim ama duygusal bir insan olarak hareket etmek istedim. İnsan bedeni, vücudu her ne kadar karmaşık olsa da, bir yandan da basitti. Tıpkı benim gibi. Bir defterin içinde her şeyin olması, her şeyin belli bir düzene oturması gerektiği duygusuyla mücadele ediyordum.

İşte o an, her şeyin anlamını bulmak için hayatın içindeki karmaşanın güzelliklerini kucaklamak gerektiğini fark ettim. Her şeye çizgili bir düzen koymaya çalışmak, sadece bana daha fazla karmaşa ve kaos getirecekti. O yüzden ben, o an, yalnızca biyoloji defterimi değil, hayatıma dair kararlarımı da değiştirdim. Çizgilere sığmayan, özgür bir dünyada yaşamak istiyordum.

Sonunda Bir Karar

O gün, o biyoloji defteri kareli mi olur çizgili mi sorusunun cevabını bulmak, aslında kendi içsel yolculuğumun bir parçasıydı. Çizgiler arasında sıkışan bir dünyadan, karelerin içinde kaybolan bir dünyaya geçiş yapmıştım. Yaşam bazen öyle bir yerde duruyor ki, o yerin sınırlarını zorlamanız gerekiyor. Ama zorladıkça, ne kadar özgürleşebileceğinizi görüyorsunuz.

O gün defterimi seçerken ve o soruya karar verirken, aslında yaşama dair daha büyük bir anlam keşfettiğimi hissettim. Hayat, biyoloji dersinden çok daha fazlasını öğretiyor insana. Her şeyin birbirine bağlandığını ve her şeyin aynı zamanda birbirinden farklı olduğunu kabul etmeniz gerektiğini.

Biyoloji defterim, benim için sadece bir dersin aracı değil, aynı zamanda hayatıma dair bir simge haline gelmişti. Kareli defter, bana yaşamın karmaşasını kabullenmeyi, çizgilerin dışında da bir düzenin var olabileceğini hatırlattı. Bu, yalnızca biyolojiyle ilgili değil, her şeyle ilgili bir gerçekte. O yüzden, defterin kareli mi yoksa çizgili mi olması çok da önemli değildi. Önemli olan, ben hangi düzeni seçip, hangi kaosu kabullenmeye hazırım, işte sorulması gereken tek soru buydu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet yeni girişpartytimewishes.netbetexper güncel girişelexbet giriş