Hanif Dininde Namaz Var Mıdır? Bir İzmirli Gencin Düşünce Yolculuğu
Hadi gelin, biraz kafa dağıtalım. Konu ağır ama yaklaşım hafif olsun, dedik. Bugün, hem ciddiyetin hem de esprinin iç içe geçtiği bir yolculuğa çıkacağız. Çünkü herkesin elinde telefon, cebinde internet varken, “Hanif dininde namaz var mıdır?” sorusu bir hayli ilginç bir konu gibi geldi bana. Hem de bir İzmirli genci olarak, hem de sürekli arkadaşlarımın bana “Sen her şeyi fazla düşünüyorsun ya, ciddiye alma” dediği bir dönemde, bu soruyu neden sormayayım?
Hadi, ilk başta hep birlikte bu soruyu araştırmaya başlayalım ama sadece tarihsel değil, aynı zamanda mizahi bir bakış açısıyla. Kafamızda bir iki gülümseme bırakarak ve düşüncelere dalarak.
—
Hanif Dinine Nedir, Ne Değildir?
Şimdi bu konuyu anlamadan “Hanif dininde namaz var mı” diye sormak, tam olarak caddede kaybolmuş bir şekilde “Eeee, biz nereye gidiyorduk?” diye soran birine benziyor. Hanif dini, kısaca, İslam’dan önce Arap Yarımadası’ndaki bir monoteist inanç sistemi olarak tanımlanabilir. Yani, insanlar Allah’a inanıyorlar ama henüz İslam dini ortaya çıkmamış. O dönemde, Araplar arasında pek çok inanç vardı ama hanifler, tek Tanrı’ya inanan, puta tapmayan ve biraz da sosyo-kültürel olarak farklı bir duruş sergileyen bir grup.
Namaz meselesi, özellikle bu dönemde oldukça ilginç bir konu. Çünkü bugünkü namazın şekli, detayları ve ritüelleri, İslam’ın gelişiyle belirginleşti. Yani, Hanif dini zamanında o kadar da pratikte “namaz” diye bir şey yok. Ama, gelin bunu biraz daha açalım.
—
İzmirli Gencin Hanif Dini ve Namaz Üzerine Düşünceleri
Kafamı kurcalayan bu soru yüzünden geçenlerde, İzmir’in en güzel kafenin birinde otururken, kendime bir çay söyledim. O an bir anda aklıma takıldı: “Yani bu soruyu sorarken bir yandan da düşünsene; günümüz insanı sürekli bir şeyler düşünüyor, niye acaba? Teknolojinin o kadar geliştiği bir çağda, insanlar hala neyi düşünüyorlar ki?”
İşte o zaman fark ettim, bu soru aslında düşündüğüm kadar basit değil. Hanif dini ve namaz konusunu basit bir şekilde anlamaya çalışırken, aslında daha derin bir konuya dalmış oluyorum. Çünkü Hanif dini, zamanının çok ötesinde, bir anlamda kişisel arayışların dinî bir biçimi. Ama tabii ki bu arayış, bizim 21. yüzyıldaki gibi Twitter’da “#Yolculuk” paylaşımı yaparak değil de, içsel bir yalnızlık ve samimi bir inançla yaşanıyor. Şimdi gelin, biraz eğlenelim ama meseleye de odaklanalım.
—
Biraz Daha Derinlemesine: Hanif Dininde “Namaz” ve İbadet
Okey, şimdi biraz daha derinleşelim. Hanifler, dönemin pek çok inanç sisteminden farklı olarak, doğru yolu arayışıyla bir Tanrı’ya inanıyorlardı. Ama bu Tanrı’ya inançları, ne bir camiye gitmek, ne de abdest almak gerektiriyordu. Biraz daha basitti. Yani düşünün, sabah kalktınız, bir kahve içtiniz, işinizi yaptınız ama Tanrı’yla iletişim kurma fikri daha farklıydı.
Şimdi, Hanif dininde nasıl bir ibadet şekli var diye bakıldığında, esasen herkesin kendi iç yolculuğuna çıktığı bir durum söz konusu. Yani bir tür zihinsel meditasyon gibi, ama karşısındaki bir Tanrı’ya bağlanmak için camiye gitmek gerekmiyor. Bu, daha içsel bir arayış. Öyle ki, Hanifler için ibadet, çok daha basit ve doğrudan bir şeydi. Tanrı’yla kurduğun bağ, bir dua değil, daha çok bir içsel derinlikti. Ama tabii ben şimdi şöyle düşünüyorum: “Yani, böyle bir şey varsa, ben buna nasıl adapte olabilirim? Kendi çayımla birlikte ruhumu da arındırabilir miyim?”
—
Bir Gün Hanif Dinine Yola Çıkarken: İçsel Monologlar ve Kahkaha
Bir gün, gene kafede arkadaşım Hakan’la buluşuyorum. Hakan, tam o sırada elinde akıllı telefonla bir şeyler araştırıyor.
Hakan: “Abi, Hanif dininde namaz var mı diye soruyorlar. Ciddi misin? Benim haberim yoktu!”
Ben (gülerek): “Belli ki bizden önce çok ciddi düşünen insanlar var. Haniflerin sabah namazına gitme durumu yoktu ama içsel meditasyonları falan varmış. Mesela, ben de bir sabah uyandım ve ‘Yarabbi, kahvem soğumadan önce bir iş yap!’ dedim. O da bir dua sayılır mı?”
Hakan (gülerek): “Bence sayılır. Ama bizim şehrimizde, sabah namazına erken kalkamayan adamdan dua beklemek, biraz zor gibi görünüyor.”
İşte o an, bütün bu içsel sorulara dalarak düşündüm: “Beni bu kadar kafaya sokan bir konuya gerçekten kafa yoruyor muyum, yoksa ben sadece bir şekilde sabah erken kalkmamanın bahanelerini mi arıyorum?”
—
Sonuç Olarak: Hanif Dininde Namaz Var Mıdır?
Sonuçta, Hanif dininde namaz meselesi aslında çok da net bir şey değil. Çünkü bu din, henüz İslam’dan önce, bir anlamda arayışta olan ve Tanrı’yla birebir ilişkisini kurmaya çalışan bir inanç şekliydi. Yani, bir tür ruhsal iletişim, şekilsel ibadetlerden daha ön planda. Bugün Hanif dininin namaz anlayışını modern bir bakış açısıyla tam olarak tanımlamak zor, ama bu sorunun gerisinde aslında çok daha büyük bir anlam var.
Şu an belki bu yazıyı okurken, İzmir’deki güneşli bir günde, kahvenizi yudumluyor ve gülüyorsunuz. Ama bazen, işte bu tür sorular, insanı biraz daha derin düşünmeye itiyor. Hani her şeyi fazla düşünmemek gerek, diyorsunuz ya, bazen düşünmek insanı bir yerlere götürebiliyor. Öyle ya da böyle, hepimizin bir şekilde Tanrı’yla ya da hayatla iletişim kurmaya çalıştığını biliyoruz. Ama tabii bu iletişim, bazen sabah namazı, bazen de bir kahveyle olabilir.
—
Sonuçta, Hanif dininde namaz var mı?
Bilmiyoruz. Ama belki de bu soruyu sormak, bir tür içsel yolculuğun başıdır.